ŞEHRİN HAFIZASI

Erzurum'un su tarihi

Palandöken'in eteklerinden künk hatlarıyla inen su, dört yüzyıl boyunca bir şehrin hayır kültürünü biçimlendirdi. Bu sayfa o hikâyeyi dönem dönem anlatır.

Şabahane (Şafiiler Camii) Çeşmesi, tarihî arşiv fotoğrafı

Dönem 1 / 7

3.271 m

Coğrafya

Yayla ve pınar

Sert iklimin şehrinde su, hayatın kendisiydi.

Anadolu'nun kuzeydoğusunda, Palandöken Dağları'nın eteklerinde yüksek bir yayla yerleşmesi olarak kurulan Erzurum, tarih boyunca sert iklim koşulları ve karasal yapısıyla dikkat çekmiştir. Bu zorlu coğrafyada medeniyetin inşasında ve kalıcılığında su, en temel ve hayati unsur olmuştur. Yaz aylarında bile bardakları buğulandıran soğuk, berrak pınarlar halk arasında âb-ı hayat ve âb-ı zülal olarak vasfedilmiştir.

Dabakhane Çeşmesi, tarihî arşiv fotoğrafı

Dönem 2 / 7

Künk

Gelenek

Künkten mahalleye

Su, devlet eliyle değil hayırseverlerin özverisiyle şehre indi.

Şehirde suyun temini, dağ eteklerindeki doğal kaynaklardan alınıp toprak veya taş künkler aracılığıyla mahallelere ve çeşmelere ulaştırılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Suların dış kirlilikten korunması için kapalı künk sistemleri tercih edilmiştir. Çeşmeler ise, devlet eliyle yürütülen başkent imar faaliyetlerinin aksine, tamamen hayırseverlerin ve idarecilerin özverileriyle inşa edilmiştir. Erzurum'daki su yapısı ve çeşme geleneği, Anadolu Selçuklu döneminden Osmanlı'nın son evrelerine kadar kesintisiz bir süreklilik gösterir.

Bu dönemin çeşmeleri

Şabahane (Şafiiler Camii) Çeşmesi, tarihî arşiv fotoğrafı

Dönem 3 / 7

1556

1500'ler

Kitabesiyle ayakta kalan en eski eser

Kanuni devrinden bugüne ulaşan tek imza.

Şabahane Çeşmesi, kitabesine göre Kanuni Sultan Süleyman zamanında, 1556 yılında Yakup adlı biri tarafından yaptırılmıştır. Erzurum'da üzerindeki kitabesiyle bize kadar gelebilen en eski Osmanlı eseridir. Sularının halk arasında göz ve böbrek hastalıklarına iyi geldiği söylenir; hemen kale altından çıkan yer suyu çok kısa bir yolla çeşmelere ulaşır.

Hacı Cuma Camii Çeşmesi restorasyonunun adım adım fotoğrafları

Dönem 4 / 7

1600'ler

1600'ler

Cami ile birlikte yükselen çeşme

Temizlik ibadetin ilk şartıydı; çeşme mabedin yanına kuruldu.

İslamiyet'in suya verdiği büyük önem ve temizliğin ibadetin ilk şartı olması, Erzurum'da su mimarisinin ve hayır kültürünün doruk noktaya ulaşmasını sağlamıştır. Bu yüzyılda çeşme çoğu kez camiyle aynı vakfın parçası olarak yükselir. Hacı Cuma Camii'nin H.1040 / M.1630 tarihli vakıf kaydı çeşmenin yaşını 17. yüzyıla taşır; Mehmet Kethûda Çeşmesi'nin de Gürcü Mehmet Paşa Camii'nin inşa edildiği H.1058 / M.1648 yılında yaptırıldığı düşünülmektedir.

Çeteci Abdullah Paşa Çeşmesi restorasyonunun adım adım fotoğrafları

Dönem 5 / 7

1700'ler

1700'ler

Su bayındırlığının zirvesi

Bir valinin adı, şehrin çeşmelerinin yarısına kazındı.

Erzurum'da en çok su yapısı ve çeşme inşa ettiren hayır sahiplerinin başında gelen Çeteci Abdullah Paşa dönemi, şehrin su bayındırlığının zirve yaptığı dönemlerden biridir. Çeşmeler duvara bitişik ve müstakil formlarda, zengin taş işçiliğiyle donatılmıştır. Aynı yüzyılda Hacı Mehmet Ağa Gürcükapı'daki çeşmesini alınlığına on satırlık sülüs hat vakfiye kitabesiyle yaptırmış; hayratlarının yaşaması için çok sayıda dükkân ve han odası vakfetmiştir.

Hüseyin Ağa Çeşmesi restorasyonunun adım adım fotoğrafları

Dönem 6 / 7

1800'ler

1800'ler

Her köşe başında bir çeşme

Bâniler artık paşalar değil, mahallenin kendi hayırseverleriydi.

Bu yüzyılda çeşme, mahallenin ortak malı hâline gelir. Cafer Ağa 1802'de, Hüseyin Ağa 1823'te çeşmesini yeniden yaptırıp suyunu akıtır; Hüseyin Ağa çeşmesinin arkasındaki mezarlıkta metfundur. Gülahmet Ağa'nın yüzyıl başlarında yaptırdığı çeşme halk arasında Develer Çeşmesi adıyla anılır. Hacı Dede Ağa 1868'de bir, yüzyıl sonlarında bir çeşme daha yaptırır.

Gürcükapı Hacı Mehmet Çeşmesi, tarihî arşiv fotoğrafı

Dönem 7 / 7

Bugün

Cumhuriyet dönemi

Kaybolan menbaların yeniden bulunması

Tarihî künk hatları yeniden tespit edildi, çeşmeler suyuna kavuştu.

Cumhuriyet döneminde belediye eliyle ihya edilen çeşmeler, tarihî künk hatlarının ve kaybolan menbaların yeniden tespit edilerek şehir şebeke suyu ve özgün kaynaklarla buluşturulduğu, mevcut kültürel mirasın korunarak geleceğe aktarıldığı yapılardır. Bugün 200'e yakın tarihî çeşmesiyle açık hava müzesi görünümündeki Erzurum, suyun ve inancın ortaklaşa inşa ettiği köklü bir medeniyet mirasının yaşayan en somut kanıtıdır.

Erzurum, sert coğrafi ikliminin doğurduğu zorlukları iman, ilim ve estetikle harmanlayarak Anadolu'da eşsiz bir medeniyet ocağı kurmuştur; camileri, medreseleri, hamamları ve her köşe başını tutan zarif çeşmeleriyle bu toprakları yalnızca bir vatan kılmakla kalmamış, taşa ve suya ruh vererek Türk-İslam şehir planlamasının ebedî mühürlerini vurmuştur.

Âb-ı hayat ve âb-ı zülal şehri olan Erzurum…Erzurum Kenti Su Tarihi ve Su Yapıları

ENVANTER

Bu tarihin ayakta kalan tanıkları